Bazı yolculuklar bir yerden değil, küçücük bir detaydan başlar. Bir cümle, bir isim… Bazen de bir şarap etiketinin arka yüzünde duran tek bir satırdan. Ve bazen bir şarabı kendisinden çok etiketindeki bir detay hafızaya kazır.

Bir şarap etiketinin sizin için ne ifade ettiğini bilmiyorum ama benim için önemli bir detay. Çünkü etiket bir üreticinin kendini en net anlattığı yerlerden biri. Neyi önemsediği ve nerede durduğu hakkında zaman zaman çok güçlü mesajlar verir. Şarabın geldiği yerle, üretimiyle, hatta bazen hayata bakışıyla ilgili ipuçlarını veren küçük ama güçlü bir alan. Kısacası şarap etiketinden yola çıkarak o şarabı üreten kişi hakkında fikir edinebilirsiniz. Önemsiz ya da anlamsız gibi görünen bir detayın bir insanın dünyasına açılan kapı olabildiğini çok kez gördüm.

Sicilya’ya gitmeden önce aklımda tek bir şişe vardı. Şarabı biliyordum. Ama benim asıl merak ettiğim şey, arka etiketinde taşıdığı bir sözdü. Ve o sözün altında duran isimdi: Mustafa Kemal Atatürk.

İtalyanca olarak “Coloro che sono inclini al compromesso non potranno mai fare una rivoluzione” şeklinde yazılmış. Türkçe’de bildiğimiz karşılığı ise şu söz: “İdare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamaz.” Birebir bir çeviri olmasa da İtalyanca’dan Türkçe’ye çevrildiğinde anlamı “Uzlaşmaya eğilimli olanlar bir devrim yapamaz.”

Şarabın kendisinden çok, Akdeniz’in ortasında, Sicilya’da, üstelik küçük bir üreticinin şarabında, Mustafa Kemal Atatürk’ün adının yer alması beni çok heyecanlandırmıştı. Orada duruyordu. Sabit. Değişmeden. Ve bana tek bir soru soruyordu: Neden? Neden Sicilya‘da bir şarap üreticisi şarabının arka etiketine Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü koyar? Onu bu cümleye getiren düşünce neydi? Sözü mü beğenmişti, yoksa bu cümlede kendine ait bir şey mi bulmuştu?

Sicilya’ya vardığımda ilk yaptığım şeylerden biri Alessandro Viola’nın izini sürmek oldu. Şarap mağazalarına girdim, sordum, araştırdım. Üreticinin adını söylediğimde aldığım cevaplar genelde benzerdi: “Ulaşılması zordur.”

Ama benim gibi merakınızın esiriyseniz bu cevapların beni vazgeçiremeye yetemeyeceğini tahmin edebilirsiniz. Bir de Oğlak stelyumluysanız; kolay kolay pes etmek zaten seçenekleriniz arasında olmuyor. Sonunda Alessandro Viola’ya bir şekilde ulaştım. O gün müsait değildi. Ertesi gün gelebileceğimizi söyledi. Ancak bu plan bize uymuyordu; adanın bir ucundan diğerine geçmemiz gerekiyordu. Durumu anlatınca, “gelin” dedi.

Akşam olana kadar ve Alessandro evine dönene dek, Castellammare del Golfo’da sahilde bir restoranda vakit geçirdik. Ve sonra, merak beni akşamın geç bir saatinde, Bonifato Dağı’nın dibindeki, bir şarap üreticisinin kapısına götürdü. Alessandro Viola ve eşi bizi evlerinde karşıladı. Şaraphane evin hemen altındaydı. Dolunay tepede, bağlar yanı başımızdaydı. Şarap, hayatın tam içindeydi. Kısa bir şaraphane turunun ardından eve geçtik. Şaraplar açıldı, sofraya birkaç şey eklendi. Nereden geldiğimiz, hangi üreticileri gezdiğimiz, Türk şarapçılığı.. Ve nihayet sormak istediğim soruya sıra geldi: Mustafa Kemal Atatürk’ün sözünü neden şarabında yer verdin?”

Mesele Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan bir hayranlık değildi. O söz, Alessandro için tarihsel bir alıntıdan çok, bir manifestoydu. Alessandro Viola için natürel şarap üretimi bir “akım” ya da esnek bir tanım değil. “Yarım adımlarla” ilerlenebilecek bir alan hiç değil. Açık kapı bırakmayı kabul etmiyor. Bir noktada taviz vermeyi, geri adım atmayı seçtiğinizde zaten mesele başka bir yere evriliyor. Bu yüzden de Atatürk’ün söylediği o cümle, Alessandro için kendi üretim anlayışını anlatan net bir çerçeveye dönüşmüş.

Elbette Mustafa Kemal Atatürk bu cümleleri söylerken kastettiği şey çok daha geniş ve tarihsel bir bağlama sahipti. Ama bazı fikirler, zamandan ve mekândan bağımsız olarak başka şekilde yankı bulabiliyor. Burada da tam olarak olan buydu. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk bu sözü, 16 Ocak 1923’te İzmit’te gazetecilerle yaptığı toplantıda, Cumhuriyet henüz ilan edilmemişken söylemişti. Yeni bir ülkenin hangi kararlılıkla inşa edileceğini anlattığı 16 Ocak, bugün hala “Basın Onur Günü” olarak anılıyor.

“İdare-i maslahatçılar esaslı inkılap yapamaz. Bugünkü sefalet ve rezalet içinde esasen kimseyi memnun etmeye imkân yoktur. Yurt imar edildiği gün, millet zengin olduğu zaman herkes memnun olur.”

Bu cümlerleri Sicilya’da bir şarabın arka etiketinden yola çıkarak okumak benim için garip ama çok güçlü bir duyguydu. Alessandro Viola da kendi üretim anlayışını, bu sözle net bir irade olarak ifade etmek istemişti; belli ki. Bugün natürel şarap dünyada daha fazla ilgi görüyor olabilir. Ama yıllar önce bu yola giren üreticiler için durum pek kolay değildi. Ne çok bilen vardı ne de talep eden.  Bu şarapları satmak da hiç kolay değildi.  

Bugün hala Alessandro’nun Sinfonia di Rosso isimli şarabı, aynı etiketle şarapseverlerle buluşuyor. Çünkü bazıları şarabını değil, nerede durduğunu anlatmak ister. Şarap dünyasında bir üretici bize duymak istediğimiz her şeyi söyleyebilir. Ama bazen ne aradığımıza bizim karar vermemiz gerekir. Belki de bu yüzden bazen yalnızca bir şarap içmiyoruz. Bir tercihi sahipleniyor ve kendimizi ait hissediyoruz.  

Ve bazen bütün yolculuk bir şişeyi çevirip etikete baktığımız o anda başlar. 

18 yaşından büyük olduğunuzu doğruluyor musunuz?

4250 Sayılı İspirto Ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu’nun 6.maddesi ve Resmi Gazete’de yayınlanan 6487 sayılı yasanın “alkollü içkileri” kapsayan maddeleri uyarınca, bu web sitesinde yer alan yazılı, görsel ve her nevi içerik yalnızca “eğitici ve bilgilendirici” nitelik taşımaktadır.

Madde 6 – (Mülga: 11/1/2001-4619/5 md. Yeniden düzenleme: 24/5/2013-6487/2 md.)

Web sitemizde size en iyi deneyimi sunabilmek için çerezleri kullanıyoruz. Sitemizi kullanarak, Gizlilik Politikamızı kabul etmiş olursunuz.